Motor yağı seçerken kutunun üzerindeki 5W30 ya da 10W40 gibi kodlar, çoğu sürücünün gözünde birbirine benzeyen rakam yığınlarına dönüşür. Oysa bu kodlar yağın en temel özelliğini, yani akışkanlığını tarif eder. Motor yağı viskozitesi, yağın belirli sıcaklıklarda ne kadar kolay aktığını ve metal yüzeyler arasında ne kadar dayanıklı bir film oluşturduğunu belirler. Doğru dereceyi seçtiğinizde motor soğuk çalıştırmalarda hızlı yağlanır, sıcakken de aşınmaya karşı korunmuş olur. Yanlış seçim ise sessizce ilerleyen aşınma, artan yakıt tüketimi ve zamanla ortaya çıkan yağ tüketimi problemleri anlamına gelir.
Aşağıda önce kodların nasıl okunduğunu, ardından kendi aracınız için karar verirken izleyebileceğiniz sırayı ele alıyoruz.
Yağ ambalajlarındaki dereceler, uluslararası bir sınıflandırma sistemi olan SAE viskozite ölçeğine göre verilir. Sistem iki farklı sıcaklık davranışını tek satırda özetler: soğukken ve motor çalışma sıcaklığındayken.
"W" harfi kışı (winter) temsil eder ve önündeki sayı, yağın düşük sıcaklıklardaki akışkanlığını gösterir. Bu sayı küçüldükçe yağ soğukta daha akıcı kalır. Yani 0W bir yağ, 15W bir yağa göre çok daha düşük sıcaklıklarda pompalanabilir ve marş anında yağ pompası yağı yataklara, kam millerine, turbo şaftına daha kısa sürede ulaştırır. Motor aşınmasının önemli bir kısmı ilk çalıştırmadan sonraki saniyelerde oluştuğu için bu rakam, soğuk iklimlerde ve kısa mesafe kullanımda düşünüldüğünden daha kritiktir.
Kısa çizgiden sonraki sayı, yağın yaklaşık 100 °C civarındaki akışkanlığını temsil eder. 30, 40 veya 50 gibi değerler burada devreye girer. Sayı büyüdükçe yağ sıcakken daha kalın kalır, daha kalın bir film oluşturur; ancak akışa karşı direnç de artar. Modern motorlarda yağ kanalları, hidrolik supap ayar elemanları ve değişken supap zamanlaması aktüatörleri belirli bir akışkanlık aralığına göre tasarlanır. Bu yüzden "daha kalın yağ daha iyi korur" varsayımı, tasarımı 30 derecesine göre yapılmış bir motorda ters etki yapabilir.
| Derece | Soğuk davranış | Sık görüldüğü yer |
|---|---|---|
| 0W20 | Çok akıcı | Yeni nesil benzinli, hibrit motorlar |
| 5W30 | Akıcı | Güncel benzinli ve dizel motorların çoğu |
| 10W40 | Orta | Yüksek kilometreli, eski nesil motorlar |
| 15W40 | Kalın | Bazı ticari araç ve eski dizel motorlar |
Tabloyu bir öneri listesi değil, fikir edinme aracı olarak görün. Kararı veren tek referans motorun kendi tasarımıdır.
İlk ve en güvenilir kaynak, aracın kullanım kılavuzundaki yağ bölümüdür. Orada genellikle bir viskozite derecesi ve bunun yanında bir kalite ya da onay bilgisi bulunur: API sınıfı, ACEA sınıfı veya üreticinin kendi onay kodu. Viskozite doğru olsa bile onay uyumsuzsa yağ o motora uygun sayılmaz. Özellikle partikül filtresi bulunan dizellerde düşük küllü (low SAPS) formülasyonlar gerekir; yanlış katık yapısı filtreyi zamanından önce tıkar. Kılavuz elinizde yoksa yakıt deposu kapağı etiketi, motor kapağı bilgilendirmesi ya da yetkili servisin şasi numarasına göre verdiği bilgi kullanılabilir.
Kılavuz çoğu zaman ortam sıcaklığına bağlı bir aralık verir; örneğin ılıman iklimde 5W30, çok sıcak bölgelerde 5W40 gibi. Kışı sert geçen bölgelerde yaşıyorsanız ilk sayıyı düşük tutmak mantıklıdır. Sürekli şehir içi kısa mesafe, sık dur-kalk, römork çekme veya yüksek devirli kullanım yağı daha çok yorar. Bu durumda dereceyi değiştirmek yerine değişim aralığını kısaltmak daha doğru bir yaklaşımdır; sitede yağ değişim zamanlamasını ayrıntılı anlattığımız rehber bu noktada işinizi kolaylaştırır.
Yüksek kilometreli motorlarda yağ tüketimi ya da soğuk çalışma sesleri görüldüğünde bir üst derece (örneğin 5W30 yerine 5W40) düşünülebilir. Ancak bu, mekanik bir sorunu geçici olarak maskeleyen bir çözümdür; segman, supap lastiği veya turbo keçesi kaynaklı bir kaçak varsa kalın yağ sorunu ortadan kaldırmaz. Sık yapılan diğer hatalar şunlardır: