Aracın çalışmaya isteksiz davranması, farların rölantide kısılması ya da sabah ilk çalıştırmada marşın ağır dönmesi genellikle akünün sessizce zayıfladığını gösterir. Ancak "akü bitmiş" demek çoğu zaman aceleci bir teşhistir. Bir bataryanın gerçekte ne durumda olduğunu anlamanın en doğrudan yolu, içindeki elektrolitin yoğunluğunu ölçmektir. Akü yoğunluğu, kurşun-asit bir bataryanın şarj seviyesini ve hücrelerin birbirine göre sağlığını neredeyse çıplak gözle görmek gibidir; termometreli kontrol cihazları da bu ölçümü sıcaklığa göre düzelterek anlamlı hale getirir.
Aşağıda önce ölçümün mantığını ve pratik uygulamasını, ardından elde edilen verinin nasıl yorumlanacağını ve batarya ömrünü uzatan alışkanlıkları ele alıyoruz.
Kurşun-asit akülerde elektrolit, saf su ile sülfürik asit karışımıdır. Akü deşarj oldukça asit plakalarla tepkimeye girip kurşun sülfata dönüşür ve çözeltide kalan asit oranı düşer; yani sıvı hafifler. Şarj edildiğinde asit yeniden çözeltiye döner ve yoğunluk artar. Bu yüzden yoğunluk ölçümü, dolaylı bir voltaj tahmini değil, kimyasal durumun kendisine bakmaktır.
Ölçüm yalnızca hücre kapakları açılabilen, bakım gerektiren veya "az bakımlı" tipteki akülerde mümkündür. Tamamen kapalı, kalsiyum ya da AGM/jel tipi bataryalarda hücrelere erişilemez; bunlarda voltaj ölçümü, üstteki gösterge camı ve yük testi devreye girer. Aracınızın aküsünün üstünde altı adet vidalı ya da geçme kapak görüyorsanız yoğunluk ölçümü yapabilirsiniz.
En yaygın araç, şırınga biçimli cam hidrometredir: lastik körükle elektrolit çekilir, içindeki şamandıranın sıvı yüzeyinde hangi çizgide durduğu okunur. Daha pratik olan refraktometreler ise tek damla elektrolitle ölçüm yapar ve çoğu modelde otomatik sıcaklık düzeltmesi bulunur. Termometreli hidrometrelerde ise elektrolitin sıcaklığı ayrı bir skaladan okunup düzeltme tablosuyla birleştirilir. Bu düzeltme önemsiz bir ayrıntı değildir: elektrolit sıcaklığı referans değerin (genellikle 20 °C civarı) üzerine çıktığında sıvı genişler ve yoğunluk olduğundan düşük okunur, soğukta ise olduğundan yüksek. Yaklaşık olarak her 1 °C fark için 0,0007 g/cm³ düzeltme uygulanır; sıcaksa ölçülen değere eklenir, soğuksa çıkarılır.
Şarj sırasında akünün hidrojen açığa çıkardığını unutmayın: kıvılcım, sigara ve açık alev kesinlikle yaklaştırılmamalıdır. Elektrolit seviyesi plakaların altına düşmüşse ölçüm öncesi yalnızca saf su ile tamamlanmalı, asla asit eklenmemelidir.
20 °C'ye düzeltilmiş tipik referanslar şöyledir:
| Yoğunluk (g/cm³) | Yaklaşık şarj durumu | Yorum |
|---|---|---|
| 1,265 - 1,285 | %100 | Sağlıklı ve tam dolu |
| 1,225 - 1,240 | %75 | Kabul edilebilir, izlenmeli |
| 1,190 - 1,200 | %50 | Şarj gerekli |
| 1,150 - 1,160 | %25 | Kışın çalıştırma sorunu beklenir |
| 1,120 ve altı | Boşalmış | Sülfatlaşma riski yüksek |
Tek tek değerlerden daha önemli olan, hücreler arasındaki farktır. Altı hücre birbirine yakın okunuyorsa akü dengeli demektir; sadece bir hücre diğerlerinden 0,050 g/cm³ ve üzeri düşük çıkıyorsa o hücrede iç kısa devre veya plaka dökülmesi söz konusudur. Böyle bir aküyü şarj etmek geçici rahatlama sağlar, ama kalıcı çözüm değişimdir. Tüm hücreler eşit ve düşükse sorun çoğunlukla aküde değil şarj sisteminde ya da sürüş alışkanlığındadır.
Uzun bir şarjın ardından bile yoğunluk 1,240'ın üzerine çıkmıyorsa üç olasılık öne çıkar: plakalarda kalıcı sülfatlaşma, alternatörün yetersiz şarj gerilimi ve araç park hâlindeyken devam eden kaçak akım. Motor çalışırken akü uçlarında ölçülen gerilimin genelde 13,8-14,4 V bandında olması beklenir. Bu değer düşükse alternatör, regülatör veya kayış gerginliği;